Hume City FC

Hume City FC

Official Website
08 December, 2019
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

TÜRKIYE'DEN SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

BİR 'TÜRK TELEKOM ARENA' MACERASI



Nov 26, 2014 - 2:31am

Melbourne’a mükemmel futbol hatıralarıyla dönüyorum.
Dostlarıma anlatabileceğim, melbourne.com’da paylaşacağım yüzlerce harika anılarım var. İnanın hangisinden ve neresinden başlayacağımı şaşırmış durumdayım.
En iyisi Cumartesi günü gittiğim TT Arena ile başlamak.
Türk Telekom Arena Ali Sami Yen Spor Kompleksi, seyirci kapasitesi olarak bizim Etihad Stadına benziyor.
Ancak Etihad Stadı gibi tavanı kapanmıyor, çünkü projede olmasına rağmen henüz yapılamamış. Bunu da telafi etmek için stadın çepeçevre tavanına devasa elektrik sobaları konmuş. Soğuk havada o sobalar cayır cayır yanıyor.
Aldığım duyumlara göre kış sezonunda harcanan elektrik sarfiyatı için yeni bir Hidroelektrik barajı yapılacakmış ! Stada ulaşım bir facia. Araba ile gidenler için trafik işkencesi söylenene göre Filistin askısından betermiş! Yayalar için ise iyi bir atlet olmanız veya 50kg’dan ağır olmamanız gerekiyor.
Metro ile son ulaşım noktası olan Seyrantepe durağı ile stad arası yürüme mesafesi uygun adım 25 dakika. Yürüyüş sonu devasa stadı gördüğünüz zaman tam “ yesss işi yedim, geldik” dediyseniz sizi büyük bir hayal kırıklığı bekliyor demektir.
Sayamadım ama stadın bulunduğu yere gelebilmeniz için abartmıyorum labirent misali binlerce basamaktan inmek zorundasınız. Hadi maç hevesi ile bismillah deyip inmeye başladınız, bu kez seyyar satıcılar bağıra çağıra sizi esir alıyorlar.
Slalom yapan kayakçı misali zikzak yaparak satıcılardan kurtulup aşağı inebiliyorsanız kendinizi şanslı sayabilirsiniz.
Ancak benim gibi birazcık kilolu ve her iki dizinin kıkırdakları gitmiş ve belkemiğinin bilmem hangi numaralı siniri sıkışmış ve burnu kömürde pişmiş nallı kuzu imalatı sucuk ve tükürük köftesine hassas iseniz haliniz harap demektir.
Hadi stadın önüne geldiniz, hangi kapıdan gireceğinizi öğrendiniz işiniz bitmiyor ki? Sizi önce birinci kapıda sarı yelekler giymiş, ellerinde barkod taramasına yarayan aletle bekleyen özel güvenlikçiler karşılıyor.
Elindeki cihazda adınız soyadınız, fotoğrafınız ve yer numaranız çıkınca tamam geç diyorlar ama benim gibi kartta kabak gibi BJK forması ile çekilmiş resminiz çıkınca hemen sorguya alınıyorsunuz. Artık ikna gücünüz kuvvetliyse ve yaş olarak 60’ın üstü gösteriyorsanız “tamam amca, senin de maç seyretmeye hakkın var” diyerek gönderiyorlar.
İkinci kapıda ise Passolig kartınızı okutmak için turnikelerin önüne konulan cihaza kartınızı koyuyorsunuz. İşte asıl sorun burada başlıyor. Turnike arkasında sizi bekleyen polis ordusu ile burun buruna kaldığınız anda sizi teslim alan polis,karşısındaki ekranda çıkan resminize göre yaradana sığınıp başta en mahrem yerleriniz olmak üzere size bir güzel dalıyor. Eğer gıdıklanan biriyseniz yandınız.
Bozuk para, çekirdek, plastik su şişesi, çakmak ne varsa yanlarındaki kutuya adeta cebren ve hile ile bırakıyorsunuz. Çekirdek ve suyu kafanıza takmıyor ama toplanan bozuk paraların akibetini merak ediyorsunuz.
Sorulduğunda ise koro halinde “Çocuk Esirgeme Kurumu” deniyor ama civarda o isimle bir kapalı kutu da göremiyorsunuz.
Bu tesisten eve dönüşü ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bu kez indiğiniz yokuşu tırmanmak ve onca merdivenleri çıkmak zorundasınız. Hadi tıkanan nefesle ve ağrılı dizlerle düze çıktınız, yarım saat yol yürüdünüz. Ama metro girişinde biriken kalabalığı nasıl aşıp trene bineceksiniz orasını tahmin etmek bile zor.
Sonuç olarak bütün bu eziyetlere katlanmanın sadece futbol sevgisi ile mümkün olabileceğini söyleyebilirim.