Hume City FC

Hume City FC

Official Website
19 May, 2019
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

KÜLTÜR/SANAT

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

FURY 'SAVAŞ ASLA SESSİZCE SONA ERMESİN'



Oct 31, 2014 - 9:23am

Brad Pitt’in “Fury” yani savaş asla sessizce sona ermesin, sloganıyla lanse edilen  filmini özellikle ses düzeni mükemmel ötesi olan bir AVM sinemasında izledim.

Fury, 1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçiyor ve Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman'dan oluşan müfrezenin, 300 düşman askeriyle karşılaştığı ve tüm imkansızlıklarla savaşmak zorunda kaldığı 24 saati konu alıyor.
Beş askerden oluşan küçük ekip, zırhlı tanklarıyla, Almanya'da savaşın ortasında kalır ve bu ekip bölgede kalan son Amerikan ordusu askerlerinden oluşur.
Birlik az sayıda askerden oluşmasının yanı sıra cephane anlamında da bir hayli zor durumdadır.
Gruba komuta eden Çavuş Wardaddy'nin Avrupa'nın tamamını yıkıma uğratan bu savaştaki son görevi, askerlerini Nazi birliklerinin kuşatması altında olan bu bölgeden sağ salim çıkarabilmektir.

20. yüzyılın en kanlı senelerinden biri olan 1945 yılında geçen ve müfrezenin geçirdiği bir günü ele alan savaş dramının yönetmeni ve senaristi David Ayer.
Filmin başrollerini ise Brad Pitt, Shia LaBeouf ve Logan Lerman paylaşıyor.

Savaş filmlerini oldum olası severim. Kendimi bildim bileli de türünün yüzlercesini bir kaç kez izlemişimdir.
Bu güne kadar her sahnesiyle aklımda kalan, defalarca  bıkmadan usanmadan izlediğim savaş filmlerinin başında, Clint Eastwood ve Richard Burton’un oynadığı,  Kartal Yuvası “Where Eagles Dare”, Charlie Sheen ile Willem Dafoe’nin oynadığı Müfreze “Platoon”,  ve baş rollerini Tom Hanks ve Matt Demon’un paylaştığı Er Ryan’ı Kurtarmak “Saving Private Ryan” filmleri gelir. Bunlar benim gönlümün baş yapıtlarıdır.

Şimdi baş yapıtlarıma,  Brad Pitt ve Logan Lerman’nın oynadığı  “Fury” filmini sıcağı sıcağına bir kez daha görmek şartıyla ilave ediyorum.

Yıllardır, yazarlar kitaplarında, sinemacılar da beyaz perdede anlatır  savaş ve barışın böylesine karışık bir olgu olduğunu.
Savaşlar olmasaydı barışın kıymetini bilir miydik? sorusuna;
Peki barış olmasaydı savaşlar şimdiki gibi devam eder miydi? cevabı  tavukla yumurtanın bir birinden çıkma karmaşası gibi bir şey olsa gerek.
Görsel sanat olan sinema belki de bu yüzden var.
Belki de sinema, insanların bir çeşit duygularını ifade etme şekli ve  bu anlatımın en güçlü ve etkili olanı.

Filmin yönetmeni David Ayer, filmde savaş sahnelerini, oyuncuların silah kullanım becerilerini ile oyunculuklarını mükemmel ses efektleri ile sinema sanatının  potasında o kadar güzel eritmiş ki,  kendinizi  tankın içinde savaşın acımasız yüzünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Sonuç olarak bol hareketli, gerilimi yüksek ama sinematografik olarak çok iyi bir film çıkmış ortaya.
Bence “Fury” barış yanlısı ve savaşa karşı olanların, ama daha çok  savaş çığlıkları atanların mutlaka izlemesi gereken bir film diye düşünüyorum.