Hume City FC

Hume City FC

Official Website
23 July, 2017
ANADOLUSPOR EVİNDE KAYBETTİ!      GALATASARAY'A AVRUPA KAPISI KAPANDI !      BEŞİKTAŞ ÇİN'DE KAYBETTİ      BİR ALTIN FUTBOL FELSEFESİ      EYALET LİGLERİNDE İKİ TAKIMIMIZ KAFAYA OYNUYOR !      "ERSAN GÜLÜM" ADELAİDE UNİTED TAKIMINA TRANSFER OLDU      

TÜRKIYE'DEN SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

NEREDEN NEREYE



Oct 25, 2016 - 3:13am

60’nı devirmiş biraz da İstanbul’u bilen biz futbol meraklılarına “Dolmabahçe” sizin için ne ifade ediyor diye sorsalar, hiç birimizin aklına nedense Dolmabahçe Sarayı gelmez.
Aslında Güzel Sanatlarda 4 yıl sanat tarihi eğitimi almış birisi sanat tarihimizin en nitelikli eserlerinden olan saray, Dolmabahçe bölgesinde 250.000 metre karelik alan üzerinde devrin Fransızca bilen, batı müziği ve batı üslubu ile yetişmiş padişahı 1’nci Abdulmecid’in emri ile “Barok mimari” üslubu ağırlıklı olmak kaydıyla” Türk Rokokosu” işleme sanatları ilavesi ile inşaa edilmiş.
Padişahın sarayı yaptırırken; "Kötülük ve çirkinlikler burada yasaktır,burada sadece güzel olan şeyler bulunsun" dediği de ayrıca rivayet edilir.
İşte böylesi görkemli bir eserin tam karşısına gelen kısımda bulunan yeşil alana Abdulmecid’in dediği dikkate alınmış olacak ki, 1947 yılında İtalyan mimar Paolo Vietti Violi’nin pojesini çizdiği adına Mustafa Kemal’in silah arkadaşı İsmet İnönü’nün soyadı verilen “İnönü Stadyumu” yapıldı.
Stad sonradan yapılan ilavelerle 2013 yılına kadar Türk spor tarihinin mihenk taşı oldu. 
Burada, kulüplerin ve milli takımların unutulmaz zaferlerine, aynı zamanda da 8-0'lık hezimetlere, onurlu maalubiyetlere de şahit olduk.
Bu yıla kadar Dolmabahçe sarayına gelen ziyaretçi sayısı ile stada gelen seyirci sayısını karşılaştırmak bile istemiyorum ama Dolmabahçe Stadının açık ara önde olduğunu söylemeliyim.
Hatırladığıma göre stadla ilk kez, 60’lı yılların başında babamın omuzlarında tanıştım.
Daha sonra düzenli olarak 1970’den 1986’ya kadar, 86’dan sonra da her İstanbul’a gelişte bir şekilde stada gelerek maçlar izledim.
70’in başından 90’lı yılların başına kadar Dolmabahçe stadı üç büyüklere ev sahipliği yaptı.
Özellikle derbi maçlarına ve milli maçlara girmek son derece zordu.
Nedense o yıllar stad yetkililerini zeka özürlüsü ve düşünce yoksunu insanlardan seçiyorlardı ki, bir Allahın kulu yetkili çıkıp “yahu bu insanlar maçlara hayvanlar gibi kavga dövüş içinde mücadele ederek giriyorlar, kapılara turnikeler yapalım, insanlar medeni şekilde sıraya girsinler, paşalar gibi gişeden biletlerini alıp maçlarını izlesinler” demedi.
O yıllar oturarak maç izleme kültürü gelişmediğinden insanlar balık istifi misali, önündeki ve arkandaki sporsever ile yakın ilişki içinde ayakta zor bela durabiliyorduk.
Maç izlerken değil oturmak, gömlek cebinden sigaramızı çıkartıp, yakarken, önümüzdeki insanın ensesini ve kulağını yakmamak için azami dikkat sarfediyorduk.
Rahatça tuvalete gidip, ihtiyaç giderebilme gibi bir lüksümüz olmadığından, bin bir güçlükle ulaşabildiğimiz en yakın kolon diplerinde şöyle ağız tadıyla bir “ohhh” diyemeden, insanın genzini yakan kesif çiş kokuları içinde, ayak ve paçaları ıslatmadan işimizi görüyorduk.
Doğrusunu söylemek lazımsa, kapıları kırık dökük, çeşmesi akmaz pislik içinde tuvalete gitmek yerine kolon dipleri insana daha cazip geliyordu.
80'li yılların başlarında Galatasaray'ın "Ali Sami Yen", Fenerbahçe'nin "Fenerbahçe Stadının" yapımı ile İnönü Stadı Beşiktaş'a kaldı. 
İnönü Stadı,  2003-4 sezonunda yenilenerek 32 bin 145 seyirci kapasitesine ulaştırılarak, Beşiktaş'ın mabedi haline dönüştürüldü.
Fenerbahçe futbol takımı ise modern ve mükemmel tesislerine 2006-2013 yılları arasında yapımı ve gelişimi süren Şükrü Saraçoğlu ile kavuşurken, Galatasaray futbol takımı ise, 2011 yılında 53 bin kapasiteli Türk Telekon Arena stadına sahip oldu.
Ezeli rakipleri son derece modern stadlara kavuşurken Beşiktaş ise tarihi İnönü Stadını 2013 yılında yıkarak, yerine 41 bin seyirci kapasiteli, Türkiye'nin ilk akıllı stadı olan Vodafone Arena'yı 2015-2016 sezonunun sonuna doğru açtı.
Yazımın başlığı gibi "nereden nereye" misali, kolon diplerine ihtiyaç giderdiğimiz, içeri girmek için mücadeleler verdiğimiz dönemden,  beş yıldızlı otellere taş çıkartacak tuvaletlere, lüks kafelere, butik dükkanlara, markalı ürün satışı yapılan dükkanlara, sebest internet ulaşıma(Wİ-Fİ) digital ses düzenli özel hibrit çim zeminde maç seyretme dönemine geldik.
Son olarak Beşiktaş, Antalya maçını izlerken 46 yıl öncesinin Dolmabahçesi ile bugünün Vodafone Arenasını karşılaştırdım.
Dile kolay 46 yılda nereden nereye geldik, inanması zor derken bir an 65'e merdiven dayadığımı hatırladım ve gülümsedim.