Hume City FC

Hume City FC

Official Website
23 July, 2017
ANADOLUSPOR EVİNDE KAYBETTİ!      GALATASARAY'A AVRUPA KAPISI KAPANDI !      BEŞİKTAŞ ÇİN'DE KAYBETTİ      BİR ALTIN FUTBOL FELSEFESİ      EYALET LİGLERİNDE İKİ TAKIMIMIZ KAFAYA OYNUYOR !      "ERSAN GÜLÜM" ADELAİDE UNİTED TAKIMINA TRANSFER OLDU      

KÜLTÜR/SANAT

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

ÇOCUKLUĞUMUN TARZAN'I BU MU?



Jul 10, 2016 - 3:13pm

Çocukluğumda Tarzan filmlerinde en sevdiğim sahneler Tarzan’ın sarmaşıklar üzerinde o meşhur naralar atarak, ağaçtan ağaca uçmasıydı.
Tarzan sinemanın çok sevdiği ve çok kullandığı başlıca efsanesidir.
Özellikle TRT’nin Pazar film kuşağı gençlerinden olarak önce kovboy filmleri denince John Wayne, sonra Tarzan filmleri deyince eski yüzücü Johnny Weissmuller’i biliriz.
Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında nehirde timsahlarla boğuşan, kötü hayvanları tepeleyen Tarzan’nın daha sonraki yıllarda bir çok filmi çekildi.
Son yıllarda da hızlarını alamayan yapımcılar, önce çizgi filmini, sonra ise animasyon teknikleri kullanılarak yeni versiyonları yaparak sinema gişeleri zorladı.
Bu kez, 2016’da David Yates’in çektiği, Adam Cozad ve Craig Brewer’ın kaleme aldığı, Edgar Rice Burroughs’un yarattığı Tarzan efsanesin gösterime girdiği ikinci gününde, okulların tatil olması sebebiyle çoluk çocuğun arasında yeni versiyonunu izledim.
Bu filmde sinema tarihi boyunca Tarzan filmlerinde denenen tüm konuların işlendiği tam bir aksiyon, tam bir görsel şölen çıkmış ortaya.
Tabii ki, bilgisayar teknolojisinin tüm Allah ne verdiyse 2,3,4 boyut imkanları zorlanmış. Baş aktörlerinden, kalabalık yapan tüm figüranlarına kadar her şey çok ciddi ve sıkı bir şekilde hazırlanmış.
Yahu arkadaş, yahu yönetmen kardeşim 100’lerce tornadan çıkmışcasına bu kadar güzel kaslı ve vücutlu insanı nereden buldunuz.
Klonladınız mı, yoksa kopyasını mı aldınız.
Sonuçta Amerikan sineması gene görkemli bir sinema şöleni sunmuş seyircisine.
Kendisine kurulan bir kumpasla yeniden büyüdüğü ormana dönen Tarzan, hem kumpası çözer, hem de ikiye bölünen dünyada Avrupalıların köleci, ticari anlayışı karşısında Amerikalıların daha özgürlükçü ama "hep kendine yontan" yaklaşımını vurgular.
Tarzan filmi olur da Jane olmaz mı?
Çok fazla hatırlamıyorum ama Jane karakteri hep Tarzan’ın sanki onun yanından ayırmadığı bir bıçağı veya her daim sırtında gezdirdiği küçük maymunu gibiydi.
Daha doğrusu Jane bir aksesuardı.
Jane karakterini bu kez çok daha aktif, çok daha kararlı ve güzel bulduğumu itiraf etmeliyim.
Belki Jane rolünü bir Avustralyalının oynadığı için olabilir (Jüri duygusal olabilir)
Bu kez Tarzan, İngiltere’nin Lortlar Kamarasının asil bir üyesi olarak yanında güzel Jane ve insan hakları savunucusu Amerikalı siyahi emekli asker ile birlikte kötü adam ve onun işbirlikçileri olan beyaza bulanmış bir çeşit yamyamlarla büyük bir mücadeleye girer.
Hani yönetmen onlara kötü adam rolü vermese al hepsini tek tek içine sok.
O derece sevimli ve heybetliler.
Her macera filminde olduğu gibi, bu filmde de kötüler sonunda cezalarını çekerler ve film mutlu sonla biter.
Aslında seyirciyi duman eden en çarpıcı mesaj, köleci Avrupalılarla, özgürlükçü Amerikalıların karşı karşıya gelmesidir.
Daha düne kadar siyahların, beyazların gittiği lokantalara alınmadığı, Ku Klux Klan’cıların kol gezdiği, kafa kestiği Amerika’nın Amerikalıları bu filmde nedense gene kahraman olup çıkıyorlar.
Sonuç olarak bu filmi detaylarını çok iyi hatırladığım bir rüyaya benzettim.
Evet bir rüya.
Hani uyanınca “Hay Allah neydi o gördüklerim, acaba gerçek miydi “ dersiniz ya...
Onun gibi bir şey !!
Şimdi filmi görmek için koltuklara yerleştiğinizde elinizde kocaman bir patlamış mısır kovası ve mutlaka şekersiz içeceğiniz olmalı.
Dertlerinizi sinema dışında bıraktığınız zaman, size harika manzaralar, mükemmel bir ses efekti, inanılmayacak kadar doğal ve güzel çekimler ile bir şölen bekliyor olacak.
Çok sevdiğim bir Tarzan fıkrası ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

Ölüm döşeğinde tarzan’ın son sözü ne olmuş?
"Sarmaşıkları kim yağladı lan..."