Hume City FC

Hume City FC

Official Website
26 July, 2017
YERLİ MALI YURDUN MALI      SIRADIŞI BİR SAVAŞ FİLMİ "DUNKİRK"      AFL'DE 18 HAFTA MAÇLARI      HİLALSPOR 4 PUAN FARKLA LİDER      ANADOLUSPOR EVİNDE KAYBETTİ!      GALATASARAY'A AVRUPA KAPISI KAPANDI !      

KÜLTÜR/SANAT

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

BİR "GAP GEZİ" NOTLARI



Jul 8, 2016 - 11:27am

BÜLENT YÖNTEM
ÖZEL SAYFA “GEZİ NOTLARI”
BİR “ GAP TURU “ MACERASI
2011 yılında yapmış olduğum Güneydoğu bölgesini içine alan “GAP” turunu dostlarıma o kadar güzel anlatmış olacağım ki, onlar da son derece ilginç olan bölgenin güzelliklerini görmek istediler. Başta sevgili eşim Güler, Vizyonart Fotoğraf Grubundan Engin Bozkurt , eşi Nermin ve kızları Başak ile Rahmi Yılmaz, eşi Beyhan Yılmaz bu seneki seyahat programıma dahil oldular. Yaptığım uzun araştırmalar sonucu Anı Tur şirketinin Kapodokya’ yı da içine alan lüks otobüsle 9 gece 10 gün süren “ Uzun GAP turu” karar verdik. Tur, Tarsus ili ile başlayan, Adana, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Hasankeyf, Midyat, Mardin, Şanlıurfa, Halfeti, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kayseri, Kapodokya ve Hacıbektaş ile sonlanan uzun bir kültür programı içine almıştı.Otobüsümüz her daim bizlere WiFi internet servisi veriyor, konakladığımız oteller ise 4 ve 5 yıldızlı seviyede sabah kahvaltısı açık büfe ve akşam yemekleri olarak ayarlanmıştı. Ülkemizde özellikle Doğu ve Güneydoğu kültür turları gördüğüm kadarıyla bu sezon patlama yapmış. Anı Tur yetkililerden aldığım bilgilere göre, Mayıs ayı son haftası itibariyle sadece kendilerinin bölgeye 15 otobüs gönderdiklerini biliyorum. İşin siyasi boyutuna girmeden bu patlamanın yaşanan barış sürecinin etkisi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. İşte böylesi mükemmel şartlarda yaptığımız programda Tarsus’ta meşhur saç kebebını, Hatay’ın ünlü künefesini Adana’da Adana kebebını, Hatay’da binbir çeşit mezeleri, Adıyaman’da kiremitte Alabalığı, Diyarbakır’da parmak pidesi arası kavurmayı, Şanlıurfa’da tarihi patlıcanlı siverek kebabını, Gaziantep İmam Çağdaş’ta fıstıklı baklavayı, Kahramanmaraş’ta kesme Maraş dondurmasını, Kayseri’de mantının dayanılmaz lezzetini tadma şansına sahip olduk, tarihi ve kültürel zenginliklerini yaşadık ve içimize sindirdik.
NOTLAR
ADANA HACI ÖMER SABANCI CAMİİ
Türkiye ve Orta Doğunun en büyük camiisi olan yapı, Seyhan nehrinin batı kıyısında 1988 yılında ibadete açılmış. Necip Dinç adlı mimarın tasarımı olan camiinin 32 metre çaplı kubbesi, 9 adet fil ayağı üstüne oturtulmuş. Genel görünümü ile Sultabahmet, iç makanları ile Selimiye Camiinden esinlenmiştir. İlk yapım aşamasında cami inşaatına bölge halkının yardımları olmuş. Ancak tamamlanamayan camii daha sonra Hacı Ömer Sabancı’nın katkılarıyla tamamlanmış.
TARİHİ TAŞ KÖPRÜ
Şu anda kullanılan dünyanın en eski köprüsü olan tarihi Taşköprü, Seyhan nehri üzerinde bulunan ve Roma imparatoru Hadrian tarafından yaptırılmış. Daha sonraları çeşitli defalar tamirat görmüş önemli bir eserdir. 21 gözlü olarak inşa edilen köprünün daha sonraki yıllar 7 gözü sular altında kalmış, bugün 14 gözlü olarak Adana halkına hizmet vermektedir.
HATAY’IN HARBİYE BÖLGESİ
Hatay’a bağlı Defne ilçesinde yüzlerce yıldır bilinen bir belde. Şelaleleri, turistik lokantaları ve otelleri ile bilinir. Ortadoğuyu, Türkiye’ye bağlayan yol üzerinde olması bölge önemini arttırmış olup, özellikle Arap turistlerin uğrak yeri olmuştur. Çeşitli mezeleri, acılı kebeblerı, ve balık çeşitleri ile ülkenin lezzet başkenti olma özelliğini korumaktadır.
HATAY MOZAİK MÜZESİ
Tarihi mozaik kolleksiyonu zenginliği yönünden dünyada 2’nci, eski para kolleksiyonu yönünden 3’ncü konumundaki müzenin halihazırda sadece bir salonu açıktı. İnşaatı hızla devam eden müze, yakında açılarak zengin kolleksiyonlarını sanatseverlerle paylaşacak.
MEŞHUR HATAY KÜNEFESİ
Hatay’ın meşhur Çınaraltı mevkiinde Yusuf ustanın köz ateş üzerinde çevrilerek yavaş yavaş pişirdiği Künefe, kadayıf ve yumuşak peynirden yapılan ve sıcak olarak servis edilen Doğu Akdeniz yöresine ait bir tatlı çeşididir. Anavatanı Hatay olan künefe, Mersin ,Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’de yörelerin kendi usullerine göre yapılıyor. Yusuf ustadan aldığımız bilgiye göre künefenin yanında mutlaka bir bardak su verilir. İnanışa göre su, tatlıdaki yüksek şekerin yakıcılığını alır ve karaciğere verilen tahribatı önlermiş. Doğru söylüyor.
HATAY TÜRK KİLİSESİ
Farklı inanç ve kültürlerin yaşandığı Hatay, tarihi dokusu, korunmuş yemek kültürü ile hayli ilginç bir kent. Burada bulunan Türk Katolik Kilisesi, 150 yıllık iki Hatay evinin birleştirilerek meydana getirilmiş küçük bir manastır. Halihazırda 70 kişilik bir cemaati mevcut. Kilisenin üst katında bulunan çan kulesi ile hemen arkalarında bulunan Sarımiye camiisinin minaresi aynı fotoğraf karesine girmesi ile tanılır. Tabii ki bu özelliği kaçırmayarak bir karede ben aldım.
NEMRUT DAĞININ BEKÇİLERİ
Nemrut dağı, Adıyaman ili Kahta ilçesi yakınlarında Ankar dağları civarında 2150 metre yükseklikte bir dağdır. 1988 yılında milli park olarak ilan edilmiş, daha sonra UNESCO dünya mirası listesine girmeyi başarmıştır. Kommagene kralı Antiochos Theos, M.Ö 62 yılında doğu tepesi mezar tapınağını tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırmış. Mezar tapınağının Batı ve Kuzey terasında yükseklikleri 8-10 metre olan heykeller dizisi mevcut olup sırasıyla bu heykellerin, Kral 1. Antiochos, Kommagene tanrıçası Fortuna Thyce, Tanrı Zeus ve Tanrı Apollon olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda mezar tapınağında bu heykellerin ve tapınağın koruyucuları olan aslan, Kartal heykelleri de mevcut. Dağ yolunun yüksek ve kıvrımlı olması nedeniyle belli bir yere kadar minibüslerle çıkılan dağın en önemli olan heykeller bölümüne 40-45 dakikalık bir tırmanma ile çıkılabiliyor. Heykeller ile olan bölüme çıkıldığında ise tarihi atmosfer ve heykellerin ihtişamı karşısında pek de söylenecek bir şey kalmıyor. Sadece o anı yaşıyor, tarihin gizemi karşısında derin düşüncelere dalıyorsunuz.
NEMRUT DAĞI ANLAŞMASI
Kommagene kralı I .Antiochos ve Herkülesin (Herkül) el sıkışmasını tasfir eden kabartma Nemrut dağının eteklerinde bulunmuş. Aynı zamanda kabartmanın hemen alt tarafındaki yazıt kitabe anlaşmanın açıklamasını yapıyor. Son derece detaylı olarak tasfir edilmiş kabartma zamanın giysilerini, kullanılan silahları ve Kommagene halkının yaşam tarzını anlatmakta.
DİYARBAKIR CAHİT SITKI TARANCI EVİ, ULU CAMİİ, 10 GÖZLÜ DİCLE KÖPRÜSÜ VE HAN KAPISI KAHVALTISI
Diyarbakır mimarisinin en yalın örneklerinden birisi olan bu ev restore edilerek müze haline getirilmiş. İki katlı kesme siyah bazalt taştan inşa edilen evde ünlü şair 1910 yılında dünyaya gelmiş. Restorasyon çalışmaları biten ve ibadete açılan Ulu camii ise Anadolunun en eski camii olarak bilinmekte.639 yılında müslüman Araplar tarafından Martoma kilisesinin camiye çevrilmesi ile ünü artmış. Daha sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’ın yaptırdığı onarım çalışmaları ile son halini almıştıır. 10 gözlü Dicle köprüsü ise Silvan, Mervani köprüsü ve Dicle köprüsü olarak 4 ismi mevcuttur. Köprü, 6 yüzyılda Bizans kralı 1. Anastasias döneminde yapılmış. Son kez Mervanoğlu Nizamüddevle Nasr’ın buyruğu üzerine 1065-1067 yılları arasında onarılmış. Han kapısı meşhur Diyarbakır kahvaltısını ise aynı adı taşıyan tarihi han içerisinde aldık. Kuş sütünün eksik olduğu, sayamadığımız kadar çeşitli bal, reçel, peynir ve ezme salatanın olduğu kahvaltıyı unutmamız mümkün mu olacak?
BATMAN’DA İLK PETROL KUYUSU
Batman ilk milli petrolun bulunduğu yer olarak biliniyor. MTA, Maden teknik arama enstitüsü’nün başlatmış olduğu aramalar 1940’da meyvesini verir. Raman’da ilk petrol bulunur. Kuyulardan petrol ise “Atbaşı” olarak tabir edilen kuyu pompaları ile çekilir. Atbaşları daha sonraları bölgenin ve Batman’nın sembolü olarak kalmış. 1942’de ise ilk rafinerinin kurulduğu ancak daha sonraki yıllar nedeni anlaşılamayan sebeple kaldırıldığı biliniyor.
HASANKEYF’İN KADERİ
GAP projesi kapsamındaki yatırımlardan biri olan Antik kent Hasankeyf sular altında kalacak. Ilısu Barajı ve Hidroelektrik santralinin tamamlanmasından sonra sular altında kalacak yerlerin tesbit çalışmaları sırasında bölgenin sağduyu sahibi halkı büyük çapta protesto gösterileri yaparak olayı kınamışlar. Hatta ülkeye malolmuş bir çok sanatçıyı arkalarına almalarına rağmen başarılı olamamışlar. Sonuçta bölge 2014 yılı sonu itibariyle sular altında kalacak. Ilısu barajı ve HES, 2’nci kurulu Güç bakımından dünyada 4’ncü sırayı alacak.
DEYRULZAFARAN SÜRYANİ MANASTIRI
Mardin’nin 3 km doğusunda 5. YY’da yapılan bir süryani manastırıdır. Manastırın, Mor Hananyo Kilisesi, Azizler evi, Meryemana Kilisesi ve Güneş Tapınağı önemli yapılarını oluşturur. Dünyada ilk Tıp Fakültesinin burada kurulduğu da söylenir. İçinde çeşitli zamanlarda ölen 52 Süryani patriğinin mezarı vardır.
KILLIT( DEREİÇİ) MOR YUHANUN KİLİSESİ
4. YY’da Mardin’nin Savur ilçesine bağlı Kıllıt köyünde bulunan Süryani Kilisesi Avrupa’da yaşayan Süryani vatandaşların yadımları ile ayakta kaldığı biliniyor. Geçtiğimiz yıllarda ise 1700 yıllık kilisenin çanı ve yüz yıllık tarihi incili bilinmeyen kişiler tarafından çalınmış. Köyde şu anda sadece 15 aile yaşamlarını zor şartlar altında sürdürüyorlar. Kilisede her kilisede olduğu gibi tanrı adına yakılan mumlar mevcut. Bir de mum yakma duasının Türkçe’ye çevrili anlamı yazılmış. Mum yakma duası ve anlamı çok ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmak istiyoru. Dua şöyşe başlıyor “ Yarab, yaktığım bu mumu vasıtasıyla içimdeki her türlü bencilliği ve kıskançlığı yakarak kül et. İçimdeki sevgiyi yeniden uyandır ve yüreğimi ışığınla aydınlat. Yarab, kilisede uzun bir süre kalmayacağım için bu mumu sana sunmak istediğim bir parçam olarak yanık durumda bırakıyorum. Bugün boyunca duamın sürmesine yardımcı ol.” Ne kadar ilginç geğil mi?
GÖBEKLİTEPE
Şanlıurfa il merkezinin 17 km doğusunda yer alan Göbeklitepe, 12.000 yıl öncesine tarihlenen “ Dünyanın en eski Arkeolojik Tapınağıdır” 2007 yılından itibaren Alman Arkeolog Klaus Schmidt tarafından kazı çalışmaları sürdürülmektedir. 12.000 yıl önce yerleşik hayata geçen bu dönem insanının inançlarını yansıtması anlamında önemli bulgular oluşturmaktadır. İnsanoğlunun tek tanrılı dinlerden önceki çok tanrılı döneme ait ilk tapınağın M.Ö 5000 yılına tarihlenen Malta adasındaki Tapınak olarak biliniyordu. Ancak Göbeklitepe arkeolojik bulguların tesbiti ve ispatı ile bu bilgiler geçerliliğini yitirmiş oluyor. Bu da dolayısıyla dinler tarihinin yeniden daha doğru bir şekilde yazılacağı anlamına geliyor. Gidip görülmesi gereken akıllara zarar bu kazıların mutlaka görülmesi gerektiğine inanıyorum.
GELENEKSEL HARRAN EVLERİ
Harran’nın konik kubbeli evleri , ilk kez ören yerinden ( tarihi değer taşıyan eski yerleşim alanları) toplanan tuğlalarla 150- 200 yıl önce yapılmıştır. Kare ya da kareye yakın prizmatik bir temel üzerine indirme tekniği ile tuğladan yapılmıştır. En çok 5 metre yükseklikteki kubbeler 30 ila 40 tuğlanın dizilişi ile örülmüştür. Dış ve iç duvarlar çamur ile saman karışımı bulamaç ile sıvanmış olup her 5 senede bir yenilenmesi gerekmektedir.
Ayrıca Şanlıurfa’da ünlü Balıklı Göl, Bakırcılar Çarşısı gezilmiş, Sıra gecesi yörenin geleneksel kültürü hakkında bilgi edinilmiştir.
ESKİ HALFETİ “ BATIKKENT”
Eski Halfeti, Fırat nehri üzerinde yapılan Baraj nedeniyle büyük bir kısmı sular altında kalan, az sayıda insanın yaşadığı minik yerleşim bölgesi dir. Geçtiğimiz yıllara kadar halkının geçimini balıkçılık yaparak, fıstık ve nar yetiştirerek sağladığı Eski Halfeti GAP projesi çerçevesinde sular altında kaldı. Daha sonraki yılda hükümet evlerini kaybeden halka yeni yerleşim alanı hazırlayarak şimdilerde Yeni Halfeti diye anılan bölgenin oluşmasını sağladı. Turistik anlamda tekne turlarının ve balık lokantacılığının geliştiği yöre halkı geçimini büyük çapta bu işi yaparak sağlıyor.
ZEUGMA MOZAİK MÜZESİ
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi 2005 tarihinde hizmete açılarak bölge turizmine katkı salamakta. Dünyanın sayılı Mozaik Müzelerinin başında gelen Zeugma Mozaik Müzesinde, tamamı eski Zeugma kentinden çıkarılan mozaikler müzede bulunan 16 değişik salonda sergilenmekte. Dünyaca ünlü Eros ve Pshyke mozaiği ile 1998’de bulunan “ Çingene Kızı” mozaiği müzenin paha biçilmez değerde parçalarından olarak rağbet görmekte.
“ÇİNGENE KIZI” MOZAİĞİ
Gaziantep kentinin adeta sembolü olan bu mozaik, Zeugma antik kentinde bulunan bir villanın yemek odası taban mozaiğidir. Büyük ölçüde tahribata uğrayan mozaikten yalnızca kadın başı figürü kalmıştır. Sağına doğru bakan figür, kabarık saçları ortadan ikiye ayrılmış ve enseden eşarpla bağlanmıştır. Dar alınlı, elmacık kemikleri çıkık ve dolgun yüzlüdür. Kulaklarında iç içe geçmiş halka küpe bulunmaktadır. Bu nedenle ilk bulunduğunda “ Çingene Kızı” olarak adlandırılmıştır.
TÜRK KAHVESİNE ALTERNATİF KAHVELER
Ülkemizde Türk Kahvesi her ne kadar vazgeçilmeyen bir lezzet olsa da, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde içilen çeşitli kahvelerde kendi tiryaki kitlesini oluşturmaktadır. Bu kahve türlerine örnek olarak başta en bilinen Menengiç ve Agit Bey Kahvesi olmak üzere sırasıyla, Agit kürt Kahvesi, Damla Sakızlı Kahve, Fıdıklı Kahve, Lübnan Adnan Kahvesi, Süryani Kahvesi, Dağ Kahvesi, Sade Kahve, Kakuleli Kahve, Mırra Kahvesi ve Dibek kahvesi ni sayabiliriz.
MENENGİÇ KAHVESİ
Menengiç ağacı Türkiye’nin Güney Anadolu ve İç Anadolu bölgesinin soğuk kırsal kesimlerinde ekolojik olarak yetiştirilmekte. Ağaç bölgelere göre de Çitlenbik, Çıtlık, Bıttım gibi isimler almakta. Menengiç Kahvesi ise bu ağacın meyvelerinin kurutulup, Türk Kahvesi usulü ile pişirilmesi ile bilinir. Kahvenin yaygın olarak nefes darlığına, ses tellerine, solunun yollarına, mide ağrılarına, göğüs yumuşamasına, böbrek kumlarına ve öksürüğe iyi geldiği biliniyor.
AGİT BEY KAHVESİ
Nusaybin kahvesi olarak ta bilinen Agit Bey Kahvesi Mardin yöresinin en bilinen içeceği. Bu kahve türünde Mardin yöresine özgü 5 özel karışım ilavesi ile hazırlanıyor. Kavurma şekli de özel. Agit Bey Kahvesi köpüğünün, Türk Kahvesine oranla 4 kat daha fazla olduğu bilinen en büyük özelliği.
ANTEP BAKLAVASI
Gaziantep’e yolu düşen herkesin mutlaka uğraması gereken lezzet mekanı olan “İmam Çağdaş Baklava Salonu” bugün adeta bir efsaneye dönüşmüş.Bölgenin en eski baklava imalathanesi olan İmam Çağdaş, 1887 yılından beri baklava severlere hizmet vermekte. Bir 2’ci tip şeker hastası olarak 2011’de olduğu gibi bu seferde ölümü göze alarak baklavamı afiyetle yedim. Ama üstüne Hatay’da olduğu gibi bir bardak suyumu içerek.
KAHRAMANMARAŞ KESME DONDURMASI
Asla taklit edilemeyen bu dondurma türü, tamamen Anadolu topraklarına özgü 300 yıllık köklü bir lezzet ürünü olarak sadece Maraş’ta üretiliyor. Bu coğrafya’ya özgü kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçilerin eşsiz kıvam ve aromaya sahip sütleri ile karışan salep, Maraş dondurmasının mucizevi sırrını belirliyor. Duvardan duvara asılanı, testere ile kesileni gibi çeşitlerinin yapılıp sergilendiği dondurmayı yemeden Maraş’tan ayrılmam tabii ki beklenemezdi değil mi?
KAYSERİ MANTISI, PASTIRMA VE SUCUĞU
Mantı, çeşitli baharatlarla kıymanın kare şeklinde kesilen küçük hamur parçalarına bohça şekli verilerek suda haşlanması ile yapılan etli hamur yemeğidir. Bu Anadolu yemeğinin hazırlanması için baştan sona özen, emek ve sabır ister. Bir kaşığa 40 parça düşecek sözü boşuna söylenmemiştir. Anadolu’nun diğer yörelerine oranla Kayseri Mantısı lezzet anlamında değişiklikler gösterir. Pastırmanın tarihi Orta Asya’ya kadar dayandığı söylenir. Orta Asya’dan Batıya doğru yola çıkan Türk atlıları, eğer ceplerine koydukları etleri, baldırları ile sıkıştırarak pastırmaya benzeyen bir yiyecek elde ederlermiş. Çemen ise ezilen etin lezzetini vermek için sürüldüğü söylenir. Çemen lezzet vermenin dışında eti dış etkenlerden koruma, etin gereğinden fazla kurumasını önleme ve çabuk bozulmasını önlediği bilinmekte. Gene Kayseri’nin simgesi olan bir başka yiyecek olan sucuk, Türk mutfağının vazgeçilmezi. Sucuğun tarihi tam olarak bilinemezse de Anadolu’ya özgü bir kültür olduğu bilinmekte. Genel sucuk tanımını ise, baharatlanmış kıymanın kurutulmuş bağırsağa doldurulmuş şekli olarak söyleyebiliriz.
BALONLA SEYAHAT
Kapodokya’nın dünyaca meşhur kendine özgü volkanik doğa yapısına ilaveten artık bir başka özelliği de dünyaca biliniyor. Balon turizmi. Edindiğim bilgilere göre dünyanın çeşitli ülkelerinden sırf balona binmek için Kapodokya’ya gelenler var. 6 ay öncesinden balonlarda yer ayırtıldığı da biliniyor. Yaklaşık 1 saatlik bu heyecanın bedeli de kendine göre hayli tuzlu. Yabancıların saatine kişi başi ortalama $500 dolar ödedikleri düşünülürse, biz Türk’lerden alınan 250 TL’nin bedava olduğunu söyleyebilirim. Bölgede her gün uçan yaklaşık 250-300 balon sayısının geçen sene yaşanan balon kazasından sonra 150-170’e düşürüldüğü söyleniyor. Balonlara tam olarak 20 kişi alınıyor ve yolcular sepetin iki ayrı bölümüne eşit olarak yerleştiriliyor. Balonun öncelikle şişirilme aşamasında misafirlere Ürgüp yöresi üzümlerinden yapılmış özel şampanya, kahve ve bisküvit ikram ediliyor. Havanın rüzgarsız olması uçmanın tek şartı. Hatta yağmurlu havalarda bile uçulabiliyormuş. Yeşil bayrak çekilmesi ile balonlar tek yek havalanmaya başladıklarında sabahın ilk işıklarında mükemmel bir renk cümbüşü oluşuyor. 1700 metreye kadar yükselen balonlarda hava ne kadar soğuk olursa olsun düzenli olarak balonun içine püskürtülen sıcak hava insanı asla üşütmüyor. Havada sessizce uçmanın verdiği huzur, yükseklik korkusu olanları bile rahatlattığı için havada kalınan 1 saat sorun olmuyor. Balonla uçmak, GAP gezimizin en heyecanlı ama bir o kadar da güzel olan bölümüydü.
KUTSAL İLÇE “HACIBEKTAŞ”
Gezimizin son durağı, Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesiydi. Dünyaca ünlü Türk düşünce ve gönül adamı ozan Hacı Bektaş-ı Veli’nin türbesinin de bulunduğu bölüm ve alevi kültürünün tanıtıldığı Dergah bugün müze haline getirilmiş. 13 YY’ın ilk yarısında gerek Moğol istilası etkisiyle, gerekse başka nedenlerden dolayı Horasan’dan kalkıp Anadoluya gelen, Anadolu aleviliğinin oluşmasında büyük çabalar harcayan, daha sonraki yıllarda “ Horasan Eranları” diye anılan Türkmen babaları arasında Hacı Bektaş-ı Veli önemli bir yer tutar. Kimi kaynaklara göre 1209- 1271 arasında yaşamıştır. Ona atfedilen şiir ve özdeyişlerinde “ sevgi, eşitlik, tanrı, din, paylaşım , hoşgörü, bilim ve eğitim konularında ne kadar değerli olduğunu anlıyabiliyoruz. Daha sonra 12-13 yüzyılın savaş ve kargaşa ortamında Anadolu’ya geldiği, Hacıbektaş ilçesine yerleştiği, Anadolu insanının yaşam biçimini, inançlarını ve kültürel değerlerini araştırarak bölgeye Alevi Bektaşilik inancını ve yaşam feşlsefesini yeşerttiğini biliyoruz. Müzede asılı levhada yazan
“ Hararet Nar’dadır Sac’da değildir
Hakikat Baş’tadır Taç’ta değildir
Her ne arar isen kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.”
Diyen Hacı Bektaş-ı Veli herşeyi insanda arayan Hakk’ı kendi özünde, kendi özünü deHakk’ta bulan anlayışıyla sevgi ve bilimi kendine rehber kılmıştır. Onun anlayışında dinin kaynağı tanrı korkusuna değil, tanrı sevgisine dayanır.