Hume City FC

Hume City FC

Official Website
16 December, 2019
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

TÜRKIYE'DEN SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

"KELEBEK GİBİ UÇAR ARI GİBİ SOKARIM"



Jun 7, 2016 - 12:54am

Muhammed Ali’nin ölümü ardından en çok hafizamızda kazılan onu aklımıza getirecek en önemli şey sanırım yukarıdaki sözleri olacak. (Float like a butter fly,sting like a bee).
Kişi yaşamında bazı isimler, simgeler, anlar, anılar vardır ya; kolayca beynimizden silinmeyen , unutmadığımız.
Onlardan birisiydi benim icin Muhammed Ali.
Benim gibi tüm Türkiye’ye boksu sevdiren en önemli kişiydi o.
Ringlerde rakipleriyle dalga geçercesine yaptığı dans, ayak ve de çene oyunları, karşısındaki boksörleri çileden çıkartan daha agresif ve de saldırgan yapan Ali’ye ait taktikler, kurnazca uygulanan tuzaklar ve bunların sonunda çoğunlukla galip çıktığı onlarca mac... Kesinlikle tüm zamanların gelmis, geçmis en iyi, en renkli boksöruydü.
Hem faal sporculuk, hem de özel yaşamında hep gündemde kalmayı başarmış, milyonların gönlünde haklı bir yer edinmişti bu sempatik adam.
Yeri gelmişken onunla ilgili olan benim yaşadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
1971 yılı soğuk bir Ankara sabahı.
O dönemler ülkede sadece başkent'de tv yayınları var ve şanslıyız ki; haftada iki kez olsa da televizyon başına kilitlenip, bitene kadar keyifle bu ayrıcalıklı durumdan yararlanıp, zorunlu zamanlar haricinde adeta bu sihirli kutuya hapis olduğumuz günleri yaşıyoruz.
Sadece siyah,beyaz ve kısıtlı süre yayınların olduğu dönemler biraz lüks ve de paralıydı o yıllarda bu cihazı alabilmek.
Ankara Hasköy’deki evimizde çoğu kimsenin özlemle hatta abartı değil, biraz da kıskanarak baktığı rahmetli babamın taksitlerini söylenmeden ödedigi televizyonumuz vardı. Sinemadan bile daha revaçta ve de cok kısa bir süreçte popüleritesi tavan yapmış, büyülü bir kutu ))
Gündüz saatlerinde randevu yapıp)) , akşam saatlerinde tv başına geçen, çoğunlukla ekrana kilitlenen, az konuşan, rahatından taviz vermeyip hiç oralı olmayan anne ve babanın misafir baş tacıdir. Onlara saygıda kusur edilmez anlayışları ve istekleri doğrultusunda çay servisi bile yapılan , istifini bozmayan insanlar yüzünden, ev halkı olarak bizlerin bile yerleri garanti degildi.
Komsular, çoluk, çocuk, tanıdık hatta tanımadık bir sürü  kişi ile oturma odamızın dolup taştığı günleri çok iyi hatırlıyorum.
Trt’nin haftada iki gün olan yayın saati değişmisti.
Asrın maçı olarak nitelendirilen Muhammed Ali, Joe Frazier karşılaşması sabahın çok erken saatlerinde naklen yayınlamıştı.
Ev tıklım tıklım doluydu ve bizler bu kez en ön saflarda biraz da evsahibi avantaj ve yetkisini kullanarak ablalarım ile birlikte kendimize güzel bir yer bulmuştuk.
Herkesin favorisi kuşkusuz Muhammed Ali’ydi.
Pürdikkat karşılaşmaya odaklanmıstık.
Baştan sonuna değin heyecan ve adrenalin dolu bir ortamdı.
Ne yazik ki, 15 raund sonunda rakibine yenilen Muhammed Ali olmuştu.
Cok üzülmüş,  hatta Joe Frazier’e düşman bile olmustuk.
Cok sevmistik Ali’yi. O her karşılaşmada bizlerin favorisiydi.
Nitekim 3 sene sonraki ( 1974) rövanş maçında Joe Frazier’i yenip,unvanını geri almıştı.
Ken Norton’a mağlup olup, aynı sene içinde rakibini yenebilmesi gözümüzde ki kahramanı çok daha fazla büyütmüştü.
George Foreman ve Leon Spinks maçları hala bugünkü gibi hafızamda.
Kısacası kendisinin de sık sık söylediği gibi o en büyüktü ve bu sporun kralıydı.
Onun sayesinde zamanın Türk Boksörleri,  Seyfi Tatar, Celal Sandal, Eraslan Doruk, Sinan Şamil San, Eyüp Can ve Cemal Kamacı’nın maçlarında hep Muhammed Ali’yi gördük, gözlerimiz onu aradı.
Onun bizlerde bıraktığı iz ve dünyaya mal olmuş söylemleri, belki de çoğu insan için itici ve antipatik gelen, sokak dövüşü  olarak gördükleri bu spora gönül vermemizi sağlamıştı.
Uzun zamandır çektigi parkinson hastalığına yenik düşen, dünyada milyonlarca hayranı olan Muhammed Ali’nin ölümünden şahsım olarak etkilenmemek olası değildi.
Onu bu yazımla anmak istedim.
Yattığın yer nurlarla, ışıklarla dolsun.
Hoşca kal efsane adam....