Hume City FC

Hume City FC

Official Website
16 November, 2018
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

TÜRKIYE'DEN SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

KEŞKE 40 YIL SONRA DÜNYAYA GELSEYDİM ?



Apr 12, 2016 - 4:14pm

Tarihi Dolmabahçe “İnönü” Stadına babamın omuzlarında geldiğim yıllardan bu güne kadar, maç yürüyüşleri, her Beşiktaşlı da olduğu gibi benim de hafızama kazınmıştır.
Tam olarak tarih vermem gerekirse Beşiktaş’dan başlayan, sarayın yan kapısı yanından devam eden bu ağaçlı yoldan yapılan seyranlı yürüyüşler, 1970 yılından 1986 yılına kadar aralıksız, daha sonraki yıllar ise İstanbul’a gelmem ile sınırlı kalmıştı.
Teknolojinin ve kapı önünde kuyruk yaparak bekleme alışkanlığı henüz Türkiye’ye ulaşamadığı yıllarda stadın kapılarında otomatik sayaçlı turnikeler yoktu.
Maçlara saatler önce gider, kapıların önüne yığılırdık.
Küçücük bilet gişesi penceresine kafayı sokup bilet alana kadar ki saatlerce beklemelerimiz, akıllara zarar mücadelemizi hatırladıkça sadece gülmek geliyor içimden.
Bir allahın kulu yetkili çıkıp “ arkadaşlar niye bir birinizi çiğniyorsunuz, şurada adam gibi kuyruk yapın sırası gelen biletini alsın güzel güzel içeri girin” demediği gibi, Fruko tabir edilen beyaz plastik miğferli eli joplu, suratları asık toplum polislerinin vurduğu yeri anında morartan jopları, yediğimiz yarı pişmiş tükürük köftesi üzerine tatlı niyetine alıyorduk.
Sözün özü, o eski nostalji yıllarında Beşiktaş’ı izlemenin bedeli çok ağırdı.
Bu bedeli ise , saatlerce bekledikten sonra bilet kuyruğunda ölesiye mücadele etme, soğuk betona oturma, kolon diplerine nefesini tutarak ve “destur” diyerek işeme, yemyeşil çim yerine balçık çamura ve o çamura bulaşmış, ikinci sınıf futbolcu eskisi Yugoslav futbolcular ile  her biri kahramanın olmuş Necmi, Sabri, Erkan, Fehmi, Suat, Süreyya, Kaya, Yusuf, K.Ahmet, Sanlı, Faruk, Necdet, Metin, Ali, Feyyaz, Rıza, Ziya, Gökhan, Fikret, Şifo gibi futbolcuları izleme olarak özetlemek mümkün.
Şimdiki nesil bu anlamda çok şanslı desem abartmamış olurum.
Bir kere sadece polis araması zahmeti haricinde stada adam gibi girmek, markalı ürün mağazasından alış veriş yaparak numaralı koltuğuna oturmak, pırıl pırıl çim zeminde, dünya starlarını izlemek, 5 yıldızlı otel konforunda lavobo hizmeti almak, stad kafelerinde kahve içip havuçlu kek yemek, önündeki tabletten ve kendi akıllı telefonundan en hızlı erişim teknolojisi ile dünyaya açılmak gibi çağdaş imkanlarla hafta sonunu geçirmek.
Keşke 40 yıl sonra dünyaya gelseydim....