Hume City FC

Hume City FC

Official Website
26 May, 2019
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

TÜRKIYE'DEN SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

TÜRK FUTBOLU 4'NCÜ TORBAYA DA DÜŞTÜ !!!



Aug 2, 2015 - 10:53pm

2018 de Rusya’da da düzenlenecek FIFA Dünya Kupası Finallerinde eleme grupları ve rakiplerimiz belli oldu.
UEFA sıralamasında şimdilik 12'nci sırada olan ülkemiz: 2004 te 5'nci  sıraya kadar çıktığımız FIFA sıralamasında ne acıdır ki; İlk 50 ülke dışında kalıp, bir önceki çekilişte 3'ncü torba olan yerini de kaybedip, 4'ncü torbayı da görerek büyük bir düşüş ve hayal kırıklıgı yaşattı. 11 senede böylesi kötü bir ivmeyle tepetaklak olan futbolumuzun gerçekten bir an önce radikal kararlara, somut yaptırımlara, ileriye dönük çare ve önlemlere ihtiyacı var.
Aksi halde ilerideki senelerde 5'nci  ve 6'ncı torbaları da görürsek de, hiç hayıflanıp, şaşırmayalım.!!!...
Hırvatistan, İzlanda, Ukrayna ve Finlandiya ile grup eleme maçları oynayacak millilerin, üzülerek yazıyorum bu kötü futbolu devam ettiği müddetçe de rakiplerinden sıyrılıp finallere gidecegine ihtimal bile veremiyorum.
Bu yazıyı okuyup, bu ne karamsar, umutsuz, olumsuz bir yazı üstelik kapkara bir tablo çizmişsin diyenleriniz de olabilir.  Alttaki pragrafı da sırf bu sebeplerden dolayı sizlerle paylaşmayı uygun gördüm..
2002' de Dünya 3'lük apoleti taşıyan Türk milli takımı, çıtayı çok daha yukarılara taşıması gerekirken,  anlaşılmaz bir sendroma yenik düşüp, bundan sonra düzenlenen Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında birisi hariç çok da basarılı  olamamıştır.
Geriye dönüp bu organizelerdeki durumumuza şöyle bir göz gezdirip değerlendirme yaparsak , 2004'deki Avrupa Şampiyonası eleme grubunda İngiltere’nin ardından ikinci olan play off maçlarında eşleştiğimiz,karşılaşmalar öncesinde çok da küçümsediğimiz Letonya’ya sürpriz bir şekilde elenmemiz dün gibi hafızalarımız da değil mi?
2006 Dünya Şampiyonası grup elemelerini Ukrayna’nın ardından bir kez daha ikincilikle bitirip,Isviçre’yle play off maclari oynamaya hak kazanan millilerin olaylı iki karsılaşma sonucu hem turnavaya gidemeyişi, üstelik FIFA nezdinde suçlu görülüp, büyük cezalar alması adeta futbolumuza vurulmuş bir pranga gibiydi.
Günlerce, aylarca spor gündemimizin en önemli konusu olmustu.
2008 deki Avrupa Sampiyonasında hem bu prangadan kurtulan hem de gruptan Yunanistan'nın ardından ikinci olup, finallere direk katilan milliler Avusturya ve İsviçre’nin ortaklaşa düzenledikleri bu organizede Dünya 3'ncülüğü ardından en iyi derecesini elde ediyordu.
Yarı finalde Almanya’ya gerçekten de çok şansız bir şekilde yenildik. İspanya ile final maçı oynamaya ramak kalmıştı.
2010'da da Dünya Kupası Finalleri için grubumuzda oynadığımız eleme maçları sonunda İspanya ve Bosna Hersek'in ardından 3'ncü olan takımımız, Güney Afrika’daki finallere gidememiş,  ardından 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri için eleme grubunda Almanya’nın arkasında bir kez daha ikinci olup, Hirvatistan’la play off maçları oynasa da, iki maç sonunda rakibine elenip, Ukrayna ve Polanya’nın ortaklaşa düzenledikleri Avrupa Finallerine elveda demisti..
Sanırım az cok, ucundan, köşesinden futbolla ilgili olanlarınız bu turnuvaların çoğunluğunu anımsıyorsunuz..
Yukarda sıraladığım istatistik ve de sonuçlar gösteriyor ki,  bir kaç başarılı çıkış ve de tesadüfi sonuç dışında, futbolumuz  tamamen, günlük ve geçici başarılara endeksli.
Yerleşmiş bir ekolumuz malesef yok.
Yıllardır altyapılara dayalı,  planlı, programlı ve  sağlam bir sistemden bahsediliyor ya; bir türlü yaşama getirilemiyen !!
Düşüşteki en önemli faktörün bir kaçı dışında futbolumuzu yönlendirenlerin, bu işlerin cok uzağında olmaları, sözde bağımsız olan, bu kurumu tamamen siyasetin, politikanın tam göbeğine oturtmaları.
Bu olumsuzluklar yetmezmiş  gibi önümüzdeki sezon liglerimizdeki sınırlı  yabancı oyuncu kısıtlamasının kısmen kalkıyor olması.
Türk Futbolcularının 14 yabancı oyuncu oynatma kuralı nedeniyle dünya yıldızı denilen !! bu yaşlı yabacıların gölgesinde ve yedeğinde kalacak olmasi ayrı bir problem teşkil edecek.
Sezon başında futbolcu transferlere astronomik rakamlar ( büyük bir bölümü de vergi muafiyetinde olan meblalar!!)  harcayan, birbirleriyle kıran kırana yarışa giren, bir kaçı  haric artık kariyerlerini tamamlamış, yaş sınırını  aşmış  yabancı oyuncuları ( Bitik Lejyonerler!!!) kadrolarına dolduran takımlarımızın,  futbolumuza ve de milli takıma verdikleri zarar da olayın başka bir kanayan yarası.
Çok merak ediyorum, bu kadar yabancı futbolcu varken Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim,  hangi Türk Futbolcusunu milli takıma alacak? Ya da başka şekilde düşünürsek, hangi Türk Futbolcu bu yabancı oyuncular arasında oynadıklari kulüp kadrolarında  forma şansı bulabilecek?
Ligimizin bu uygulama ile bir marka değeri olacağını yabancı ve yerli oyuncular arasında rekabet gelecegini ve de futbolumza kalite katacağını doğrusu hiç düşünmüyorum.
Çünkü ülkemize gelen yabancı oyuncuların kalitesi ortada ve istekleri hiç bitecek gibi de degil..
Çoğunun hem kendisi hem de manejerleri, başta çok saglam bir kontrat yüklü bir mebla, her sene önden imza parası, yat kat vs vs daha neler neler, tabi ki isteyenin bir yüzü kara olsa da !! bu adamlara karşı  duran, direnen, prensipleri olan yöneticilerimiz ve de başkanlarımız hemen hemen yok gibi.
Bu çirkin rakabbette sonunda ikna olup bu aç gözlü  meşin suratlı  adamlara istediklerinin de ötesinde tavizler paralar ve kapasitelerinin üzerinde değerler veriliyor ya,  gerçekten hic anlayamıyorum.
Aklıma kötü  kokular, Alicengiz oyunları  geliyor.
Bu türlü  istekleri başka Avrupa ülkelerinde geçerli olmayan hatta böyle paraları  yine tekrar ediyorum,  bir kaçı hariç  kazanamayan yabancı  futbolcuların ülkemize olan merakının tamamen maddiayata dayalı olduğunu, üstelik bu oyuncular için adeta vergi cenneti olan Turkiye’yi de sırf bu yuzden tercih ettiklerini de çoğumuz çok iyi biliyoruz.
Ancak isyanımızı dile getiremiyoruz...
UEFA Avrupa Şampiyonası  Eleme Grubunda şu anki durumumuz hiş de iç açıcı değil.
Maçlar öncesi yine küçümsediğimiz rakiplerimize öylesi puanlar dağıttık ki, inanılır gibi değil.
Grupta favori gösterilen Hollanda hariç, İzlanda’ya deplasmanda, Çek Cumhuriyeti'ne  kendi sahamizda verdiğimiz çok onemli 6 puan ve Letonya beraberliği ile şansımız kaybolmuş gibi.
Hollanda deplasmanından çıkarttigimiz 1 puan biraz olsun millileri umutlandırsa bile,  en iyi ihtimalle bundan sonra oynayacağımız tüm maçları  galibiyetle tamamlayıp, rakiplerin puanlar kaybetmesini bekleyecegiz.
Bu ihtimal bile şimdilik çok zor görülüyor.
Özetlersek Türk Futbolu iyiye gitmiyor.
Böyle büyük turnavalarda bir kez olsun, sancılar çekmeyerek, puan ve "play off"  hesapları yapmadan milli takımımızın eleme gruplarından iyi futbol oynayarak tüm rakiplerini dize getirerek 1'nci çıktığına şahit olabilecek miyiz diye düşünmeden de kendimi alamıyorum....

ARDA TURAN GERÇEĞİ
Bu kadar menfi ve sitem dolu bir yazıdan sonra futbolumuz içinden bir güneş misali parlayarak zirveye çıkan, içimizi ısıtıp  aydınlatan, Arda’dan birseyler yazamadan gecemedim. Bizleri dünyanın Turkiye’ye gore en uzak köşelerinden birisi Avustralya’da ve inanıyorum ki,  Türk'lerin yaşadığı her coğrafyada gururlandırıp sevindiren bu gencimizi gönülden kutluyor, ayakta alkışlıyorum.
Evet,  tamamen Türk Futbolu içinden yetişmiş, alt yapısını, üst yapısını, geleneğini, terbiyesini, eğitimini ve yaşamının çoğunluğunu Turkiye’de geçirmiş ve dünyanın en önemli 2- 3 kulübünden birisi olan Barcelona’ya transfer olmuş Arda Turan,  bu övguleri fazlasiyle hakediyor.
Bir yandan 4'ncü torbaya düşmüş Türk Futbolunu buralardan görebildiğim kadariyla acımasızca eleştirirken, o futbolun içinden yetişmis,  birerbirer koydugu hedeflere, inatla sabirla ve de bileğinin hakkıyla ulaşmış bir futbolcumuzu göklere çıkartmanın tarifi zor çelişkilerini de yaşıyorum.
Arda Turan ortada duran somut bir gercek.
Diğer ülkelere transfer olmuş, Turkiye’yi oralarda temsil etmiş diger futbolcuların çoğunluğunu da oynadıkları takımlarda izleme fırsatı yakaladık.
Çok da kusura bakmasınlar ama bugüne kadar bireysel anlamda Türk Futbolu içinden çıkmış  bizleri yurtdışında en iyi şekilde dünyaya duyurmuş en başarılı  futbolcumuz Arda.
Taraflı tarafsız tüm futbol kamoyumuzun takdirini alan bu genç yaşta Barcelona gibi dev bir kulübe mukavele imzalayan Arda Turan, Galatasaray, kısa bir süre Manisaspor,  dört sezon çok başarılı  bir dönem geçirdiği Atletico Madrid’de olduğu gibi umarım Katalan ekibi Barcelona’da da kendisinden beklenenleri boşa çıkartmayıp bizlerin gururu olmaya devam edecektir.
Kesinlikle geldiği nokta tüm genc futbolcular için imrenilecek, kıskanılacak,  hedef olacak ve de övülecek seviyedir.

Ahmet Ozbilgi