Hume City FC

Hume City FC

Official Website
13 December, 2019
25 YILIN ARDINDAN      ANADOLUSPOR'UN 2017 SEZON KARNESİ      BEŞİKTAŞ'A TAM 35 MİLYON EURO      ZOKORA'DAN GOMİS'E DESTEK !      SPORA BAKIŞ AÇISI FARKLI İKİ ÜLKE " AVUSTRALYA - TÜRKİYE "      BAŞAKŞEHİR TURU GEÇEMEDİ      

MELBOURNE SPOR

AVUSTRALYA POSTASI

avustralya-postasi

www.avustralyapostasi.com

ÖRNEKLER VE GAFLAR 1



Feb 2, 2015 - 5:23pm

Melbournde 30-40 yılını dolduran biraz olsun futbolla ilgilenen bir insan bir hafızasını yoklasa, yaklaşık 50 yıllık zaman tünelinden kimler geldi kimler geçti ve ne emekler sarf edildi. Aslında öyle veya böyle bir Futbol Kültürü oluşurken hangi dönemeçlerden geçtigimiz başlı başına bir araştırma konusu belki de.
Başkanlar, idareciler, futbolcular,seviçler, hüzünler, kırgınlıklar...
Yeni bir cografyada, yabancı bir kültürde, anlamadığı bir dilin konuşulduğu federasyonda, kulüp kurmak, futbol oynamak, futbolcu yetiştirmek bugün kü kadar kolay degildi.
Göç devam ettiği için, sürekli yeni futbolcular geliyordu.
Kimi futbolcular kendi konumlarının farkında bile degildi. Yeterki Türk takımı olsun Kırmızı- Beyaz olmadı Yeşil -Beyaz bir formayı sırtına geçirip çıktın mı sahaya sanki 19 Mayıs’ta, Şeref standında, ya da Alsancak’ ta milli forma giymekten farkı yoktu.
Yaban ellerde, yabancı futbolcularla, oynamanın verdiği çok karmaşık ve keyifli bir yanı vardı bu işin.
Üst liğlere transfer olmayı umarkan, Avusturalya’ya transfer olan, onlarca futbolcudan çoğu belki burada bir resmi maça bile çıkamadı.
Çünkü iş daha önemliydi.
Kerim Sözer,Erkan Kaprol, Ahmet Sevinç, İsmail Mırık gibi bir çok futbolcu ilk geldikleri yıllarda hangi liğde oynadıklarının bile farkında degildi.
Ne önemi vardı ki, hangi liğde olduklarının, sonuçta Avusturalya’da bir Türk takımda oynuyor, bir bakıma Türkiye’yi temsil ediyorlardı.Üstelik mini Dünya kupalarında ay yıldızlı forma giyiyorlardı.
Hangi Milli futbolcu o zamana kadar Avusturalya kıtasında Türk Milli Takımın formasını giymişti ki?
Zaman tünelde birbirinden ilginç isimler vardı.
Cengiz Binyazarlar, Fazlı Resuloglu, Turgay Öztürkler, Osman Latifler,Mustafa Özsoy, Abdullah Saglam, Muaamer Adatepe, Erkan Kaprol ve arkadaşları Avusturalya’daki küçük Türk futbol dünyasının Eşref Aykaç’ı, Ali Şen’i, Metin Oktay’ı ,Lefter’ i olmuşlardı.
Türk takımıyla Türk seyircisi önüne çıkmak, zevkli, heycanlı, vazgeçilmez bir tutkuydu.
Ama her şey güllük gülüstanlık değildi, tıpkı resimlerdeki gibi bazen renkli bazen siyah beyazdı.
İngilizce’den başka bilmedikleri, başlarına problem açacak çok şey vardı.
Hepsinden kötüsü o zevkli heycanlı tutkunun nankör bir yanı da vardı.
Küslükler kırgınlıklar vefasızlıkların yanında Türkiye’ye paralel olarak siyasette bir şekilde futbolun içindeydi.
Herşeye rağmen, bir Türk takımda oynamak, o takıma bir şeklide hizmet etmek onlara yetiyordu.
Yıllar geçti yeni kuşağın dil sorunu ortadan kalktı.
Büyük emeklerle Primer liğe ve NPL’ e taşınmış takımlarımız oldu.
Ancak itiraf etmek gerkir ki Türkiye’de birinci liğde oynayabilecekken burada amatör Türk takımında oynayan futbolcuların forma ruhu malesef kalmadı.
Aslında yeni neslin ve futbolu kırkından sonra keşfeden velilerin forma ruhunun ne anlama geldiğiyle ilgilendiklerini sanmıyorum.
Kulüplerimizin daha çok Türk çocuğuna forma verme niyetinde oldugu açık.
Alt liğlerde biraz parlayan çocukların hemen Anadoluspor’a, Gençlikgücü’ne geldiklerini ama bir çogunun da kalıcı olmadıklarını görüyoruz.
Kalıcı olmak için, fizik olarak, teknik olarak ve ruhsal olarak o liğin seviyesinde değilsen, kalamazsın kardeşim.
Tabi ki Kulüplerin genç futbolcu politikası da bu noktada önemli. Kulüplerimizin genç futbolcu adaylarını motive eden,takımda kalcı olmalarını saglayan projeler üretmeleri şart.


Futbolculuk her şeyden evvel sabır ister, sebat ister.
Daha sezonun hazırlıklarının başladığı dönemde takıma girmek için garanti isyen, oynamayacaksam gideyim diyen bir zihniyeti taşyan futbolcu adayı ne kadar yetenekli olursa olsun Futbolcu olamaz.
Takıma girmenin garantisi alacagın söz degildir.
Takıma gitmenin garantisi, istikrarlı, disiplinli bir şekilde yeteneklerini, futbol bilgini, teknik adamların beklentisi ve yönlendirmesi doğrultusunda antrenmana ve maça yansıtırak kendini sürekli geliştirmendir..
NPL takımda oynamak için garanti istemek gaftır.
Her gün, bir Kasaba pazarına giden seyyar satıcı gibi kulüp kulüp dolaşırsan en son gidecegin yer kısa süre içinde alt liğlerdir.
Futbol sadece sahada ögrenilmez, gençlerin sabırla yedek kulübesinde oturup yerine oynayan arkadaşlarını, hatta aynı pozisyonda oynayan rakip oyuncuları, izleyip kendilerini onların yerine koymaları, ben olsam ne yapardım sorusuna cevap aramları, kendilerini geliştirmekte çok önemli katkı saglayacaktır.
NPL’ de forma bekleyen arkadaşlar kusura bakmasın ,ben aranızda henüz Erkan Kaprol kadar güzel şut atanınızı, Cengiz Bizyazar kadar mücadeleci olanınızı, İsmail Mırık kadar teknik olanınızı görmedim. Ki bu isimleri tanıdığımda futbolu bırakmışlardı.
Arzumuz değil NPL, daha yukarıda A liğinde oynamanız hatta Aziz Behiç gibi Ersan Gülüm gibi milli forma giymenizdir.
Ama önce kendimizdeki eksikleri gidereceğiz, kendimizi gelistireceğiz, kulüp kulüp dolaşma yerine istikrarlı bir şekilde inatla çalışacagız ki, bir yerlere gelelim.
Türk kulübü de şart degil, hangi kulüpte forma giyiyorsan önce o kulübe sahip çıkmayı kulüp adamı olmayı ögreneceksin.
Sizin iyi takımda forma giymemenizin sorumlusunun başkları oldugunu düşünüyorsanız çok büyük bir yanılgı içerisindesiniz.
İsyan Erdoğan bu takımda nerdeyse 10 yıldır forma giyiyor.
Kara kaşı, kara gözü için değil yetenekleri,azmi ve efendiliği sayesinde.
Yedekte kaldı B takımda da oynadı.
Ama bırakmadı.
Ve İsyan Erdoğan bu takıma alt liglerden degil A liğinden geldi o zamanki adıyla Natinal ligden geldi.
Kıssadan hisse, kendinze bir hedef koyun, sizi bu hedefe ulaştıracak model futbolcular model karakterler seçin.
Samimi olun ayrıldığınız her kulübü ve hocaları önünüze gelene şikayet edeceginize önerilerinizi şikayetlerinizi ölçülü bir biçimde uygun bir lisanla kulüpteki idareclerle teknik adamlarla paylaşın.
Ama bunu yaparkan iyi düşünün, her düşündüğünüzü söylemeyin ama her söylediğinizi iyi düşünün, lafın nereye gittiğini ağzınızdan çıkmadan hesab edin.
Kendinizi dev aynasında görmeyin, ayna kırılır, futbolculuğunuzda aynayla birlikte hayal dünyanızda parça parça olur gider.